.

.

15 Temmuz 2015 Çarşamba

asiye


'' doğru söz etkili olabilir ; ama hiçbir söz yerinde bir susuş kadar etkili olamaz.' -mark twain-


Hani bazen aniden bir bardak kırılır irkilirsin sonra cam parçacıklarını toplarken bir tanesi batıverir parmağına. Günlerce çıkarmaya çalışırsın kızaran, her dokunduğunda canını acıtan cam parçacığını. İşte onun gibidir bazı iç burkulmaları. Tüm damarların yerinden oynar ani iç geçişleri, kozmik saplantılar.. Bir anda gökyüzünü ararsın darmaduman evin içinde. O günlerden biriydi. Asiye, tüm hırçınlığını takınmıştı yine. Aslında istemiyordu hırçın olmayı. Söz geçiremiyordu kendine.

Annesi gittiğinden beridir içinde biriktirdiklerini kusmuştu adeta. Annesi bir aylığına hasta olan teyzesinin yanında kalmak için il dışına gitmişti. Gün sayıyordu. Annesinin gittiği günün tarihini takvimden koparmış saklıyordu kalem kutusunda. O gün önemliydi kendisi için çünkü ilk kez bu kadar ayrı kalıyorlardı. Normalde yemekten, ev temizliğinden anlamayan Asiye mecburen yapıyordu. Aslında yapınca en iyisini de yapardı. Sadece canı istemeliydi. Ailedeki diğer bireyler ise onu, güzelliğinden başka bir şey düşünmeyen, evden haberi olmayan olarak nitelerlerdi. Ama o kendisini asla öyle görmezdi. Bu kalıplardan ne yaptıysa sıyrılamadı. Biliyordu ki bu kalıplar, gece ile gündüz  bir gün yer  değiştirirse ancak değişebilirdi.

Asiye anlıyordu annesinin kıymetini her salise. Her şeye kalkan olduğunu ve evin sadece sembolik değil işlevsel döngüsünün onda başlayıp onda bittiğini.  Anlıyordu, anlıyordu, anlıyordu.. Daha çok şey anlayacaktı. Kızılca kıyamet avazı çıktığı kadar bağırmak yerine sussaydı ya hani. ‘’Bazen en yakınındakine söz geçiremezsin çünkü yedi yabancı olarak gördüğüm kendini aileden sayanların varlığına dahi katlanamazken bu karmaşıklık da neyin nesi ?’’ diye sorup durdu bana gece boyunca başımızın üstünden geçen esintinin eşliğinde. Tek derdi yakınındakileri kötülüklerden uzaklaştırmaktı oysa. Fallar kapattı, dualar etti, ettirdi, niyetlendirilip rüyalar görülsün istedi maalesef ki hep şer ile sonuçlandığını bile bile vazgeçmiyordu yakınındakiler zarar verenlerden. Kurtaramıyordu anlamsız girdaptan. Aklı almıyordu bir kez dahi görmediği birinin kendinden daha çok etkilemesini yakınındaki aile bireylerini.


Yıldızı pek parlak değildi. Söyledikleri önemsenmezdi ama yine de konuşurdu dilini tutamazdı. Bir kere kötü biliniyor ya ne dese iyiye anlaşılmazdı, bilirdi.  Ah Asiye sen mi düzelteceksin eğri çarkı. Dönencelerin bile yerini değiştirirdin zihninde ama onları vazgeçirebileceğin dahi zihnine uymazdı, uyduramazdın. Saatlerce konuşmaların boşa gitmişti yine. Bırakıver, görmeyiver, duymayıver. Kendini heder etsen de değişmeyecek onların zihnindeki ‘sen profili’ ve vazgeçiremeyeceksin. Toprağa karıştırdığın suyla yaptığın şekillerdeki duruluk yoktu artık. Zehir katılmıştı, zehirlenmişti gördüklerin. Unut Asiye, o günü unut parmağındaki cam parçacığını çıkar.

1 yorum:

  1. Sağlıkla ve keyifle geçecek bir bayram dileğiyle,
    sevgiyle kal.

    YanıtlaSil

.

Ad

E-posta *

Mesaj *