19 Nisan 2016 Salı

birbaşınalıktan1

Açılıyor kapılar. Uzlaşının bir adım ötesinde durmalı özdeyişlerin sesi. Her adım yüzlerde donuk ifadeler bırakır. Eylemsizliğin koyu gölgeleri sunar bakışlarını… Oysa geceydi. Kendi duyumsayışlarında yiten bir sönüklüktür geceyi kendinden eden, yollara sürgün bırakan. Her deyişten kelimelere tutunur yüzlerin başka renkleri.. Renkler yol ayrımında cansızlığın nabzını tutanlardan ıraklaşır, soluklar bir kalemde tükenmez.. Alacaklıdır zamandan, yarı yolda emanet edilen düşler. Yetebilmenin uyumunda donuk karalamaları çıkarıyor sayfalar. Geride biriken tüm dakikaların yok olması kalır. Yok olur sabır ile yok olmaları izler. Uzaktan baktıkça görebildiğin tüm aldanmışlıkların kül olur. İzlemek istersin. Yok oluşları. Bir zaman var olan şimdi adını dahi hatırlayamadığın tüm çırpınışların sana ait  olmadığını anlarsın. Zihin evrilir, dakikalar kıymetlenir. Gülüşler yenilenir. Tüm fazlalıklardan arınmak, yanında dahi durduğunda seni boğan yıkıntıların yanından dahi geçmek istemezsin, çünkü kördürler ego büyütücüdürler, bir anda her şeyi hiçe sayarlar çünkü kendileri de bir hiçtir. Körlükleri boylarını aşar, istedikleri her şeyi söylediğinizde sizden mükemmeli yoktur aksini söylediğinizde ise korkunç bir yaratığa dönüşür, hayatlarındaki tüm olumsuzlukları size yıkarlar, dokunmayı bilmezler kelimelere çünkü donuktur yüzleri, türlerinin adı sanı yoktur.

Uzaklaşmak, bağımsızlaşmak, hafiflemek , arınmak…. Bu kelimeler ne kadar da anlamlı şimdi. Ebediyet… Uzun bir yazı yazabilirsin bu kelimeyle ilgili. Sonra yok edersin. Devasa bir kayboluştur belirginleşen. Hesapsızlığın hesabını tutarsın… Ya da bunu yapmakta anlamsızlaşır, işte gökyüzü işte güneş gülümsemeyi hatırlatırlar sana. Doğa ve çırpınışların sona ermesi. Durulmak, gülümsemek.. Gül..






1 yorum:

.

Ad

E-posta *

Mesaj *