14 Mayıs 2013 Salı


‘’yoksunluğun içinde bir tiran hırçınlığı beslemek,içe atılmış bir zalimliğin altında soluksuz kalmak,kendinden nefret etmek;katledecek emir kulu,korku salacak imparatorluk noksanlığından,fakir bir Tiberius olmak..

Sezar mı?Don Kişot mu?Kendimi beğenmişliğim içinde,ikisinden hangisini örnek almak istiyordum?Önemi yok.Olay şu ki,uzak bir diyardan,dünyayı fethetmek için yola çıktım;dünyanın bütün tereddütlerini..

Akli dengesi bozuk olanların sayısını birkaç misline çıkarmak,zihinsel özürlüleri vahimleştirmek,şehrin her köşesinde akıl hastaneleri inşa etmek mi istiyorsunuz?-Sövme-yi yasak edin.

Avamı,hayal kırıklığına uğramayı reddedişi kadar hiçbir şey ele vermez.

Ölüm arzusu yegane tasam oldu;ona her şeyi feda ettim,ölümü bile.

Her derin tecrübe fizyoloji terimleriyle dile gelir.

..Kendimi yeryüzünün en mutsuz varlığı zannetme küstahlığı olmamış olsaydı,çoktan çökerdim.

Çekilip oyunu bırakmak niye?Hayal kırıklığına uğratacak daha onca varlık varken..

Evreni ateşe vermeyi düşledin;ve alevini kelimelere geçirmeyi,bir tekini tutuşturmayı bile başaramadın.

Ötekilerden uzaklaşmanın en iyi yolu,onları yenilgilerimizden zevk almaya davet etmektir;sonra ömrümüzün kalan kısmında onlardan nefret edeceğimizden emin olabiliriz.

Acıyı es geçmek,onu zevkine düşkünlük seviyesine indirmek-içebakışın sahtekarlığı,titizlerin dalaveresi,inilti diplomasisi.

Güneş karşısındaki konumum bu kadar sık değiştikçe,ona ne muamelesi yapacağımı bilemiyorum.

Ancak bir kader sahibi olma mecburiyetinden kaçıldığı zaman günlerde bir tat bulunur.

Tanrı ya da kendimiz dışında ne hakkında dürüstlükle konuşabiliriz.

İnsanların kusurlarından da faziletlerinden de kaçmadan sakınılamaz.Böylece bilgelik yoluyla harap olunur.

Bana hiç aldanmamış olma kuruntusunu veren,hiçbir şeyi aynı anda nefret etmeden sevmiş olmamamdır.

İnsan otuzunu geçtiğinde,olaylarla bir gökbilimcinin dedikodularla ilgilenmesinden fazla ilgilenmemelidir.

Hayat-maddenin o gösteriş düşkünlüğü.

Hırçın bir kafa yapısına sahip olanlar mı?Ötekilerle alışverişlerinde saçıp savurdukları neşeliliğin acısını düşüncelerinden çıkaranlardır.

Nesnel olacaksın!-her şeye inanan nihilistin bedduası.

Tiksintilerimizin doruk noktasında,bir sıçan beynimize düş kurmak için girmiş gibidir.

Mukadderat fikrinin üzerine öyle titredim ki,onu öyle fedakarlıklar pahasına besledim ki sonunda cisimleşti:Bir soyutlamayken,işte kıpırdanıyor,önümde dikliyor ve ona verdiğim hayatın olanca ağırlığıyla beni eziyor.’’-cioran-

10 yorum:

  1. Voouvv her cümlesi etkileyici
    kim bu , bi araştırayım.

    YanıtlaSil
  2. Akşam tekrar okuyacağım, her bir dize düşünülesi..

    YanıtlaSil
  3. Cioran okumayı severim
    tek tek incelenmesi gereken dizeler
    teşekkürler elsa:)

    YanıtlaSil
  4. Sesime ses olan
    çiçeklerimi açtıran sevilesi insan...

    YanıtlaSil
  5. sen işte sen
    bilirsin beni
    kimse anlamasa da anlarsın..
    o yüzden özelsin

    YanıtlaSil
  6. Çok iyi Elsa. E.M.Cioran her şeyiyle edebiyata devrim niteliğinde. Çürümenin Kitabı'yla tanımıştım kendisini... Sonra da yazmanın ne derece değerli bir eylem olduğunu hissetmiştim. Zaten yazılarımıza da yansıyor. Cioran bizi çok etkilemiş.

    YanıtlaSil
  7. Bir hafta oldu nerelerdesin?

    YanıtlaSil
  8. Nietzsche ile tek benzer yanını,ikisinin de uykusuz olmaları olarak açıklayan, tanımaya çalıştığım en ilginç yazar. Sürekli kendiyle çelişen ifadeleri,'keşke bir taş olsaydım' sözü...
    Çocukluğundan beri intihar eyiliminin farkında olup, bunun kendi inisiyatifinde olmasının verdiği rahatlıkla kendini frenleyen tuhaf ama çekici bir kimlik..
    Ölüm arzusuyla yanıp tutuşurken, hayal kırıklığına uğratacak onca kişi varken ölmek istemeyen... Yazma eylemini kendini dövmek yerine gerçekleştirdiğini belirten...
    Öyle garip ki,hem okumak istediğim,hem de psikolojimin buna müsaid olup olmadığına karar veremediğim çelişik CIORAN!

    Güzel bir paylaşım elsa:-)
    teşekkürler,sevgiler..

    YanıtlaSil
  9. Çürümenin kitabıyla başladığım yolculuk sırasında, her şeyin boş olduğunu düşünüp arayışlara girmiştim. Sonra baktım ki kalkabiliyorum, insan hep düştüğü yerde kalmıyor :) Çok severim böyle kitapları, zaten kitap dediğin pır diye bitmeyecek her cümlesinde duracaksın düşüneceksin ve dönüp kendine bakacaksıni cioran da böyle yazarlardan :)

    YanıtlaSil

.

Ad

E-posta *

Mesaj *