.

.

28 Ocak 2017 Cumartesi

günsel


   Kör noktada kalmış bir kent kalkanlarını kuşanır geçit vermezmiş. Yorulmak nedir bilmeyen istemler kara kışa galip gelemez. İstekler suya yazılır, ertelenir; susmak için nöbet başlamıştır artık..

21 Ocak 2017 Cumartesi

...





iz 1


Sonradan nabzı tutulan bekleyişlerin manasızlığı vurur yüzlere. Sürrealist bir dokunuşa gebedir ertelenen kelimeler.. Hasret kalmıştır bir tebessüme çocuklar..  Gölgelenen yüzler  yabancılaşmanın içindedir. Kurutulan çiçekler yeşermek için gün sayar. Gün sayarken ağırlaşan yüzler çizgilerini daha da belirginleştirir. Belirginleşen koyuluklardan arta kalanlar bir nebze de olsa yumuşatır havayı. Pencerelerden sarkıtılan paketlere taşınır başlangıçların bitişini görmekten kaçanlar. Görmeyen gözler açılır,  duymayan kulaklar işitir. Bir hikayenin en heyecanlı yerinden sürüklenir beyaza bürünmüş tepelerden görünenler. Naçar kalmamayı öğrenir eller. Eller suya dokunur –di’li geçmiş zamanlardan arta kalan izler. İz’leri yok eder koca gövdesiyle bir ağaç devrilir, toprakla buluşur, kanat çırpar tüm gizemli gölgeler.

 Anlamsızlığın detayları vurur evi barkı olmadan barınmaya çalışanların üzerine. Gri renkli bir rüyanın gerçekliğinden şüphe edermiş solgun yüzler.. Eğer ki beklenen şey sabrı tüketmiş ise yolunu kaybedecektir yüzü gözü yara bere içinde olanlar. Kesiliyor tüm  çizgiler, bir bardağın varlığından kendine pay çıkaranların ellerinde. Zamanın ötesinden kuvvetli bir yel esiyor soğuktan titreyenlerin üzerine. Boşlukta beliren her şey yerinde sayıyor. Sıraya dizilmiş kitaplar okunmak için beklerken adeta soluğu kesiliyor bedenlerin. Kuvvetle ihtimaldir ki açığa çıkmayı bekler tüm saklananlar. Gözler görmek istediklerinin ötesine geçer. 

**








15 Ocak 2017 Pazar

sabah seyri

Açılır kapılar geceye, süzülür kederler kahve telvelerinden.. Tutulur soluklar güz mevsiminde, kumaştaki karelerin her birine kıpırdanışlarını sunar  buz tutan nefesler.. açılır kalplerde büyüyen izler.. Buruşan kaderler miydi yoksa kesişen düzenbaz yoklayışlar mı? Acıya ramak kala yere çöküyor bütün güvercinler.. Bir annenin yakarışı dilleri lal eder, kulakları sağır… Oysa maviydi gökyüzü, güvercinler kanat çırpmak için yarışırdı birbiriyle.

 Kağıtların sarardığı bir günde ayyuka çıkan laleler ellerimden tutar. İz düşümdeki eğriler yoğunlaşır, kendini sabaha hazırlar valizler. Bir çantanın gizli bölmesinde saklıdır değişmekten ürken güvercinler. Anneme okuduğum yazıda aynı satırlarda gülümsedik ve gözlerimiz doldu.. Bir film karesinde gözlerime konuk olan gök kuşağı.. Dakikaların yeryüzüne yansıması dakik  kılıyor monotonlaşan çizgileri. Kendine has duruşuyla misafir kabul ediyor kelebekler. Yoldan çeviriyor tüm sakladıklarını..

12 Ocak 2017 Perşembe

yansımalar 1

 - durumlar nasıl?
- durumumuz iyi öğretmenim kötü değil ki biz de herkes gibi yaşıyoruz..









Birden başlayan sol yanımdaki ağrının telafisi hangi literatürden yansımış bir duyuşun gölgesiydi ? Yolların bitmeyen virajları kapılarda yankılanan çocuk gülüşlerinin bir tutam duyumsayışında gizliymiş.. Sizleri çok seviyorum sevgili çocuklarım bana yaşama sevinci veren, gözlerindeki ışıltıyla yüreğime su serpen masum bakışlı güzelliklerim ..

4 Ocak 2017 Çarşamba

Kant - Eğitim Üzerine


Öğretmenlik yetiştirme sürecinde okuduğum bir diğer kitap ... 

 '' İnsan sadece eğitimle insan olabilir. eğitimin kendisinden çıkardığı ( oluşturduğu ) her ne ise o sadece odur. İnsanın ancak insan tarafından , yani eğitim görmüş insanlarca eğitilmesi dikkat çekicidir.  Bu sebeptendir ki bazı insanların disiplin ve eğitime ( talim ve terbiyeye ) muhtaç durumda olması, onları önlerindekini eğitmek için uygun olmayan eğitimciler yapar. '' -s. 35 -

'' Eğitim insanı aynı zamanda kültürle donatmalıdır. Kültür eğitim ve öğretimi içine alır. Yeteneği gün yüzüne çıkaran kültürdür. Yetenek, çeşitli amaçlara intibak edebilecek durumda olan bir melekeye sahip olmaktır. '' -s. 44-


*


.

Ad

E-posta *

Mesaj *