.

.

31 Ağustos 2013 Cumartesi

güncelikten :)


Günler birbirini kovalarken çalışma masamda ‘’not defterinden, Hayyam’dan  ve sevdiğim sözler’’ başlıklarıyla göz kırpan gazete notları, kitaplarım ve arkasını toparlayamadığım kahve kupalarım ile merhaba diyorum şu günlerde her yeni güne. Penceremden olanca yeşiliyle ağaçlar görünüyor . Penceremi her açışımda içime çekiyorum mis kokulu temiz havayı. İnsan yazdıkça ve okudukça edebi bir çerçeveden bakarmış en ufak detaylara da. Peşine düştüğüm ve beni sarmalayan  kitap sayfaları eşlik eder rüyama. Uykudayken hala gözlerimin okur gibi yaptığını ve sayfada kendimi görürüm. Kitabın içinde yaşamak bu olsa gerek. Biraz içinden sıyrılıp hayata karıştığımız zamanlar da daha kıymetli olur sanki. Nadir yapılanlar daha kıymetlidir elbette .


Hayatımızda kimi insanlar vardır ki onlarla gerçekleştirdiğimiz ayda bir iki görüşme adeta ihtiyaç haline gelir . Onlardan biri cancazım Pınar . Sohbetlerimizin ayrı bir yeri vardır. Her defasında daha dolu geçer . Dilimlenmiş tiramisu ve sımsıcak çayın tadı daha bir başkadır sanki . Daha bir leziz şöyle ağızda doyumsuz tatlar bırakır o esnada. Hani bitmese de gitmesek ya da bitmesin de gitmeyelim durumları . Her görüşmede birbirimize önerdiğimiz kitaplar ve filmler olur. Hemen not defterimize sarılırız . Çünkü biliriz ki önerdiklerimiz mutlaka kaçırılmaması gerekenlerdir. Sıradanlığın elinden kurtardıklarımızı sunarız birkaç saat içinde .


Her zaman söylediğim gibi eski dostlukların yeri apayrıdır dostlaaarrr : )

27 Ağustos 2013 Salı

'Tutunamayanlar'ı tuttum sonunda : )



'' Ne yapmalı? Bu soruya hemen bir karşılık bulmak istenirse, elbette salt aklın verisiyle, ya da oradan buradan derlenmiş bir iki düşüncenin bileşimiyle bazı geçici çareler ortaya atılabilir. İnsan ilk bakışta bu geçici çarelerin kendi buluşu olduğunu sanabilir .Oysa, örneğin , salt aklın verisi diye nitelendirilen kavramın biraz incelenmesi , bunun çoğunlukla toplumun etkisiyle elde edilen kalıplar olduğunu gösterecektir. Salt aklın verileri , insanı , gevşetmeye fırsat vermeyen amansız bir çalışmanın zorunluluğuna itebilir . Oblomovluk ve eğlence düşkünlüğü , dünyada eşi görülmemiş bir baskıyla yok edilmek istenebilir. Bütün kişisel bunalımlar, ucuz yaşantılara dönüşle ilgili bütün buhranlar, birer birer sindirilmek istenebilir.

Herkes zaaflarını gizleyerek yalnız güçlerini ortaya koyar. İşte, görünüşte , toplumsal eylemi geliştirmek , ileriye götürmek için salt akılla bulunduğu sanılan ve her çeşit eylem için kaçınılmaz ilkeler olarak ortaya atılan bu temel davranışlarda bile ,kişinin ve çürümüş toplumun değiştirmek istemedikleri öz varlıklarını bilinçsizce koruma isteminin gizli baskılarını arayacaksın ! Bilimsel bir kuşkuyla önce bütün zaaflarını çekinmeden ortaya atacaksın .! Olmadık bir yerde ortaya çıkmalarını önleyecek ve toplumsal eylemdeki ortaklarını umutsuzluğa düşürmekten böylece kurtulacaksın .‘’   -s. 94 –

Bazı kitaplar vardır okumak ve içinde boğulmak isteriz hatta okurken bir bilim adamı ciddiyetiyle bakarız kitaba. Zamanı vardır bu tür kitapları okumanın . Kitabı elime alıp ‘’ hayır hazır değilim ıı-ıh zamanı gelmedi henüz ’’ dediğim kitaplardan biri ‘Tutunamayanlar’.
Sonunda ‘ o zaman ‘ geldi sanırım. Sindire sindire okumalı ve yine kağıt kalemi elimden düşürmemeliyim . Vee not aldığım kısımları sizlerle ve ‘kendimle’ paylaşmalıyım : )

Sanırım bu esnada kısa öyküler, şiirler ve dergilerimi  okuyabilirim; çünkü kitabım oldukça uzunnn 724 sayfa gördüğüm kadarıyla : ) Uzun zamandır listemde yer alan ve merak ettiğim bir kitap. Okuduğum saygıdeğer birkaç eserde özellikle bahsedilmesi ve takip ettiğim edebiyat dergilerinde alıntılarına çokça yer verilmesi ilgimi çekme sebeplerinden birkaçı . Belki çok geç kaldım. Ama her şeyde olduğu gibi ‘’ hiçbir şey için geç değildir ‘’ cümlesi kapımı çaldı az önce : )  Bir de şu son zamanlarda ‘’ sabun köpüğü edebiyatından ‘’ bunalmış durumdayım. Özellikle çerez cinsinden kitaplara iğhhk oluyorum. Her yerde aynı kitaplar ve şişirme övgü cümleleri çok sıradan ve yapay geliyor. Elbette arada sağlam olanları vardır ancak ben uzuuun bir süre uzak dururum gibi. Herkes okusun tüketsin ben sonra bir ara bakarım çok şey kaybedeceğimi düşünmüyorum.

Şimdi gelsin kahve ve çaylarım , sarsın beni ‘Tutunamayanlar’ : )
Saygılar ve kocamannnn sevgiler güzellikler : )


25 Ağustos 2013 Pazar

Pazar Söyleşilerimizden :)

‘Çocukluğumdan beri ne kadar yanlış fikri doğru, ne kadar yanlış diye kabul ettiğimi ve onların üstüne kurduğum tüm düşünce yapısının ne kadar şüpheli olduğunu fark edeli bir süre oldu . Bu yüzden anladım ki eğer bilimde sağlam ve sürmesi olası herhangi bir şey kurmak istiyorsam , bir seferde dindiğim bütün fikirlerden tamamen kurtulmalı ve tamamen yeni bir temelden başlamalıyım .’’- Meditasyonlar 1 Descartes-



‘’ Atmosfer basıncından yoksun kalsa bedenimiz kim bilir nasıl patlardı-demek ki insanların çabalarının elinden zor zamanların, yokluğun, iğretinin ve mağrurluğun yarattığı baskı alınsa, dizginsiz deliliğe ve çılgınlığa sürükleyecek derecede taşkınlıkları artardı. ‘’ –Schapenhaur-



‘’Söylediğim tek bir sözcüğü bile dinlemiyorsun. Beni yalnız giydiklerim için görüyorsun, yoksa ilgin daha mı derin ? Saçımın rengi olmalı .’’ –‘Şanghay Bebeği’ s.189-



‘’ Gelip canımı sıkma,
Kapıyı çalma
             ve yazma. ‘’- W. B. -

23 Ağustos 2013 Cuma

düş sokağımızda yaşardı renkli cıvıl cıvıl düşler:)


'' Göründük düşün alevinde , yandık aşkın ateşindeee.. coşkular kudurdu durdu  sevgililer uyuduuu.. anladık ki oyunlar boyalar demekmiş,boyadıkça bütün evcilikler sevişirmiş..

Güneşler batar , düşler yatar aşık yorgun aşktan bıkar bıkar bıkar.. gölge kaçar uyku koşar sevgilerde uyaklarrr.. aşktan geçtik delirdik yine de yeşerdik..


Ben onun aşından sen şunun yaşından biz bunun taşından doğduk, yüceldik…

Düş aşkın içinde , aşık düşün şeklinde şekil kalbin ininde büyür..

Düş sokağı sakinleri örtüyor düşleriii…düş sokağı sakinleri sevginin sefilleri..
Işıklı evlerin çirkin çiçekleri…
Kırgın aşkların renkli filmleri… '' -murat yılmaz yıldırım-




19 Ağustos 2013 Pazartesi

adam




Uyuşturulmuş sanrılarını örtbas ediyordu adam yarım kalmış bardaklarını toplarken salaş masadan. Saçlarına düşen her beyazdan karalar giydiriyordu ürkek bakışlarına .. Kırgın zamanlarını yediriyordu en vahşi canlıya. Bu canlı yedikçe doymuyordu. Ki bitmiyordu bu zamanlar. Günlerin kayganlığına hapsettiği istemlerini gönderiyordu adsız gömülere. Çamura bulandıkça ayakları , batıyordu adam . Battıkça yenileniyordu tüm heybetiyle. Ayyuka çıkaramadığı gözleyişleri göz kırpıyordu naçar resimlerinden.


Adam yürüdü, görüldü. Yeni yerlerde izler bıraktı. Karanlığın karartamadığı düşlerinin ardından yürümeye dahi korkuyordu. Öyle ki kendi cüssesinden korkmaya başladı adam . Adam … Yanılsayan her bir düşlemin edilgen öznesi… Adam … Nabzını yokladığı tüm anıları her an karşısına dikiliyordu şimdi. Kaçtıkça boğuluyordu zamanın en yitik hücresinde ..





7 Ağustos 2013 Çarşamba

Güncelikten...


Düşlerinin perdelendiği günün sabahında sarmal yüzler biçiliyordu gömdüğü karanlığa,
gülümsüyordu uzun saçlarının ardından . Güneşi beklerken yapay bebekler doğmamak için  direnir , parlayan sevinçler , kavrardı incecik belinden . Sunulan methiyelere aldırmaz , mavi çiçekler biriktirirdi yıllanmış penceresinde . Acılar gölgeleyemiyordu iri gözlerini . Kum tanelerinin izini takip eder,taşlardan kuleler yapardı denizin mavisini gözlerine alıp . Gözlerinde büyütürdü renkleri . Amatörce oynadığı rollerin hezimeti gök gürültüsünün ardında kayboluyordu .. Gökyüzü konuşuyordu o esnada . Haykırıyordu ’ kalk git ’ diye . Ardına bakmadan git . İyi bir oyuncu olamadığı için çekip gidememişti . Şimdi ise gülümseyebiliyordu o andaki toy ruhuna  … Her adımda anlıyordu .. Çünkü yağmur konuşuyordu , yağmur saçlarında yer buluyordu … Yağmur anlattı o dinledi … Yürüdükçe evriliyordu ruhu ve başı dönüyordu yüreğinin , kendini buluyordu kendinde . Yabancı yüzüyle geride bıraktığı dev cüsseli adamı siliyordu yerkürenin her bir karesinden … Yok olmaya başladıkça tekrardan ortaya çıkıyordu dev cüsseli adam ….

4 Ağustos 2013 Pazar

fısıldayışlar..



'' Evren , sen ondan vazgeçmek istediğinde delice tutunur sana . Uzat ellerini der yaptıklarıyla . Uzat elini , uzat ki ,dans edelim .

  Ve tam da o sırada içim acırdı . Ah derdim , evren beni dansa kaldırıyor . Ah .


  Yorulurum böyle zamanlarda . Zaman kiplerim karışır . Şimdiki zamanın geçmişinde yok olurum . Belki de yeniden doğarım .Anlamak güç . Evrense derin bir dansın peşinde . Ardı sıra . Derin . Karanlık Bir dans . Heyecanlı figürler . Kanayan detaylar . ''

Ve işte özümseyişlerinin tadını alıyordu,kekremsi tadını.. Özenle gizlenmiş duyumsayışları  şimdi kalemini ele geçirdi. Yoksayışlarının ardından bakıyordu dünyaya...



3 Ağustos 2013 Cumartesi

satır aralarından...




‘’Ben aranızda temiz bir dostluk, kan bağıyla meydana gelen zorunlu kardeşliklerden daha içten daha özden gönüllü kardeşlik var sanıyordum. Yanılmışım. Yargılamayan bir dost istiyordum ben, homurdanan sesin kalbe ok gibi saklandığı o zayıf anlarda, beni dinleyecek, yanında hiçbir şeyden korkmayacağım temiz bir dost istiyordum. ’’

- vadideki zambak, balzac -

‘’ En bayağı olanın bir serüven haline girmesi için onu anlatmaya koyulmanız gerekir ve yeter.insanları aldatan da bu zaten. Kişioğlu hikayeciklerden kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar. Başına gelen her şeyi hikayeler içinde görür . Hayatını sanki anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır;ama ya yaşamayı ya da anlamayı tercih etmek gerek. ’’

-  bulantı , jean paul sartre  -


‘’İnsan herhangi birinin ne hissettiğini asla bilemiyor . Hepimiz karanlıktayız. Bulup ortaya çıkarmaya çalışıyoruz; ama bir insanın başka bir insanla ilgili fikirlerinden daha gülünç bir şey hayal edebiliyor musunuz? İnsan,bildiğini sanarak yoluna devam ediyor; ama gerçekte bilmiyor. ‘’

- virginia woolf-

‘’ Yıldızları o kadar uzun zaman izledim ki onların birer sözcük olduğunu düşünüyorum artık. Bedenim dünyanın hangi ücra köşesine savrulursa savrulsun doğanın hüküm sürdüğü bu evrende her şey beynimin içinde olup bitiyor. Kafamın içindeki önyargılardan kurtuluyorum ve yaşamı olduğu gibi seviyorum. ‘’

-  jack kerouac -


.

Ad

E-posta *

Mesaj *