30 Mart 2016 Çarşamba

güneş



‘’Siyah ufukların arkasında
Seslerle çiçeklenmede bahar
Ve muhayyilemin havasında
En güzel zamanın renkleri var.

Ölmedim hâlâ.. yaşamaktayım.
Dinle bak: vurmada nabzı ruhun!
Ah aydınlıklardan uzaktayım
Kafamda o dağılmayan sükûn.

Ruhum ölüm rüzgarlarına eş,
Işık yok gecemde, gündüzümde.
Gözlerim görmüyor... lâkin güneş
O her zaman, her zaman yüzümde.’’-o.v-





29 Mart 2016 Salı

ummak


''Göğü kucaklayıp getirdim sana
kokla
açılırsın

solmuşsun
benzin sararmış
yorgun bir işçinin yüzüne  benziyor yüzün
öyle bükük bakma bana

çam kolonyası getirdim sana
kentli dağlıların haklı sevdasını
bolu ormanlarından çarpan bir koku
sanki köroğlunun ter kokusu
aman kokusu, billah kokusu
canlarım, canım benim

üzme kendini bu kadar
sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var
bak yeryüzü ne kadar geniş
ne kadar dar

Dur
akıtma gönlüm yaşını
gözünden öpecek bir yer bırak
oy bana en yakın
bana en uzak
sevgili yar
Hasretine vur beni

Giyecek çamaşır getirdim sana
adettir diye değil, sevdim diyedir
bağışla, eski biraz
bedenim uygundur diye bedenine
elimle yıkadım, ütüledim
elma ağacında kuruttum

Günler sarmal bir yay gibi
bunu unutma
Bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir
bunu unutma
Seni ben her yerinden öperim
bunu unutma

kadere inansaydım
sana inanırdım
Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben


öyle kırık bakma bana
Caddeler nasıl da genişliyor
sana bunu söyleyecektim
Bileyli bir makas vardı yanımda
sana bunu söyleyecektim
Hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri
sana bunu...
Oyy nasıl söyleyebilirim
deliren sevdamızın kısrak huyunu

Elimi tut
tuttururlar, o kadarına izin verirler
kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu
Bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız

sen içerde
Ben dışarda...
Oyyy mahpusluk mahpusluk...'-a.z.ö.-









28 Mart 2016 Pazartesi

Bertolt BRECHT - KOPAN İP


''Kopan ip, bağlanabilir yeniden
Tutar tutmasına ama
Kopmuştur işte bir kere
Belki karşılaşırız yine, ama orada
Beni terk ettiğin yerde
Bulamazsın beni bir daha..''


27 Mart 2016 Pazar

aborjin duası

yeniden..


'her şey yeterli olsun!


seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.


aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.


güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.


ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.


yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek
kadar acı diliyorum.



isteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.


sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.



son “elveda”yi atlatmana yetecek kadar “merhaba” diliyorum…'

...


dünyaya inanmış bir yüzü üzgün üzgün anlattım sana

dedim belki de bir yere üzgün üzgün bakmaktır dünya
Seyyidhan Kömürcü / Dünya Lekesi




26 Mart 2016 Cumartesi

tekil2


Rüzgarın uğultusu camları kırar. İsimlerdeki iyelik ekini atınca rahatlayan ruh bağımsızlığına ulaşır. Uzun süredir özlenen türden. Hür zamanların keskinliği sarar ağaçların gövdelerini. Tekil düşünür artık zihin. Çoklu zamanların tekil düşlemleri… Güneşi yudumlamak, suya yalnız bakabilmek.. Saklanan ezgiler gün yüzüne çıkar. Alışkanlıkların zincirleri paslanır , gece tekildir artık meçhul yok oluşlarda. Tükenişler kapılarda bekler. Susmak ne de güzeldir. Sustukça güzelleşebilmek.. Ve rüyalar hatırlanmaz olur artık. Umutkesiciler yok olun şimdi, gece konuşmaya başladı, nehirler ağladı,  bulut kucak açtı yalnızlığıma. Yalnızlaştıkça yenileniyor ruh, hangi kehanetin yüzüdür  topraklara rengini veren ? yıllanmış kurumuş çiçekler sahici gölgeler üretirken yapaylığınız bel büküyor, bilekleri kırıyor , yüzleri soluklaştırıyor. Yalnızca güneş sessizce bekler. Memnundur halinden kulağına fısıldar umutları.. Güneş, güne, gün, ün, n….


''İhraç fazlası düşler, yakalanamayan ömürler. 

Gelirler, görürler, bilirler, bilmezlikten gelirler. 

Daha fazla güç için sevemeden ölürler. 
Dalkavuklar var niçin? her şey onlar için. 

Utanmadan haberlerde böyle sırıtırlar. 
Söyle yalan mı söyle, geçmedi mi ömür senle böyle? 
Tamam olursun, mutlu olursun, suçlu bulursun kendine. 
Sonra gelince kırkına, birden varırsın farkına.''







24 Mart 2016 Perşembe

....









''I, cry, when angels deserve to die 
Ağlarım, melek ölmeyi hakettiğinde 

Father, Father, Father, Father 
Tanrım, Tanrım, Tanrım, Tanrım 

Father into your hands I commend my spirit 
Tanrım Senin ellerine ruhumu emanet ediyorum 

Father into your hands, 
Tanrım senin ellerine, 

Why have you forsaken me 
Neden beni terk ettin, 

In your eyes forsaken me, 
gözlerin beni terk etti, 

In your thoughts forsaken me, 
düşüncelerin beni terk etti, 

In your heart forsaken, me oh, 
kalbin beni terk etti, beni ah, 

Trust in myself righteous suicide 
Benim kendimce dürüst intiharıma güven 

I, cry, when angels deserve to die, 
Ağlarım, melekler ölmeyi hak ettiğinde 

In my self righteous suicide, 
Benim kendimce dürüst intiharıma 

I, cry, when angels deserve to die. 
Ağlarım, melekler ölmeyi hak ettiğinde''....

....
''Crying freedom
Ağlayan özgürlük
Handed to obsoletion
Modası geçenler elleniyor
Still you feed us lies from the tablecloth
Hala da masaörtüsündeki yalanlar bizi doyurabilir
Blowing up the sunshine
Güneş ışığına kafa tutmak..'


pollyanna


 Kakule, zencefilgiller ailesinden Elettaria ve Amomum cinslerini kapsayan bitkilerin genel adıdır.
Batı ve Güney Hindistan, Güneydoğu Asya’nın sıcak bölgelerinde yetişen, 4-5 m boyunda, büyük yapraklı çok yıllık bir bitki cinsidir. Özellikle Güney Hindistan’ın bataklık ormanlarında yabânî olarak yetişir. Kakulenin meyveleri 1-2 cm uzunlukta, sarımsı yeşil ve kirli beyazımsı renktedir.Tohumları mercimek şeklinde ve büyüklüğünde, kırmızımsı esmer renkte olup, keskin kokuludur. Kakule yetiştiği yere göre isim alır. Seylan kakulesi, Malabar kakulesi, Siyam kakulesi gibi.




  
‘’…
III. 
Sevgili Pollyanna, 
Radyo tiyatrosu dinlenirdi bir zaman içimde, 
İçimde dünyanın en eski kedisi 
Eski bir sobanın yanında uyuyordu. 
Çocuklar bir köşede 
Yenidünya çekirdekleriyle beştaş oynardı 
Frenk elması da derler 
Sarılı kahverengili bir meyve. 
Annem işte öyle bir kadındı 
Çocuklar gökyüzüne bakar sorardı: 
Ay dede orada ne yapıyor anne? 
Annem öldüğünde ay dede içimde 
Yüzlük bir ampul gibi parçalandı. 
Annem işte öyle bir kadındı 
Aşure getiren çocuklara, 
Teşekkür eder gibi yaşardı 
Öldüğünde gül resimli bir takvim yaprağıydı. 

Pollyanna, 
Sana göre insan profiterol yer gibi yaşamalı 
Bir çamur deryasının içinde 
Küçük mutluluk topları yakalamalı. 
Bense vücuduma şiirler saplıyorum durmadan 
Sen de bilirsin ya Allah 
Dayanabileceği kadar acı verirmiş insana. 

Geçen yazı 
Bir dut ağacının altında roman okuyarak geçirdim 
Dut taneleri düşerdi sayfalara 
Tıpkı tatlı bir yaz yağmuru gibi 
Büyük taneli tıpırtılarıyla 
Kendimi dut ağacının gölgesini yiyen 
Bir ipek böceğine benzetirdim. 
Ucuz teşbihler beyaz atlı prenslerdir Pollyanna 
Bir şiire gelir 
Ve onu bu hayattan kurtarırlar. 

Ah Pollyanna, 
İçimde sanki hep aynı şarkıyı çalan bir laterna: 
Cancağızım basma perdeme bir çiçek de sen olsaydın 
Kaçarken yangın merdivenlerine 
Keşke grapon kağıtları assaydın.’’-didem madak-



21 Mart 2016 Pazartesi

19 Mart 2016 Cumartesi

                                                                     ........




...





..


Ve sonra günler kanatılır … Devresel tepkileriyle bir çocuk sesini buluşturamaz  göremedikleriyle… - susmak istemiyorsun konuşmak konuşmak hiç tanımadığın seslerinle kendini bırakıp bir suya sonra ateşe doğru yürümek.. közlenen sabır mıydı yoksa?-Yeryüzü tanıktır yol alışlara. Heybesinde karanfil kokulu renkler taşır yarını gören gözler. Bir akarsuyun en durgun yerinde sular görünmez olur. Hareket vaktidir.  Ulaşılan yer çizgilerini yitirir.. Yitirildikçe aydınlanır yüzler. Bu defa adımlar kesintiye uğramamak için savaşır. Renkler düğümlenir boğazlarda. Unutulmak anlamından bir adım öteye geçer.




14 Mart 2016 Pazartesi

ol

‘oysa önemli olan ya da önemsiz sayılsın; ilgiye değer ayrıntıları yaratmak, ayrıntılardan kaçmamaktır belki de yaşamaya gerekli olan, yaşamayı gerekli kılan.’-vüs’at o. bener mızıkılaı yürüyüş s.172-


önerilen kitapların farklı dünyalarda ses bulması sesleri çoğaltır mı ?

yanlışlar öğretir mi dersin ?

.

Ad

E-posta *

Mesaj *