.

.

21 Ocak 2016 Perşembe

turuncu

Kalem tutan eller soğuk havaya direnir. Harfler bir araya gelmek için bekler kapalı kapılarda. Açılmayan çekmecelerde bir avuç cam kırıkları bekler. Belirli çizgilerden günebakan suskunluklar eklenir perdesi solmuş odalarda. Gitarın teli, mumun ışığı aşiyandır görülenlere. Söylemi ile duruşu farklılıklar geçididir yüreklerin gizlenmiş durakları. Yapısında umudu barındırır eller. Bir fincan keyifte sesler bütünleşir.  Portakal ağacının altındaki toprağa umutla bakıyor şimdi hüznün gözleri. Karanfil kokulu sohbetleri anımsayanlar bilindik duyuşları getirir. Turuncu topraklarda bir düş gezgini, çocukların hayalinde göz kırpar. Sabahı  bekleyenler bir tutam saç ile merhaba der koyu renkli dalgalara. Lacivert taşıdığı anlam ile gelir. Ağaçlara dokunmak ister bakışlar. Nefeslerde birikir hayaller. Her nefes,  kalemlerin yazmaya başladığı yerlere konuk olur. Eskimeyen yalnızca melodilerdir günün bilindik saniyelerinde. Yazdıkça silinen mürekkep eşlik ediyor koyulaşan ahenkli kanayışlara…

14 Ocak 2016 Perşembe


güncecimlerden


‘’ Ben hayatı en çok böyle yaşadım avuçlarımda saklı kuş kırıntılarından ibaretti, bir de umut hiç eskimeyen ömrümden ibaret olan umut…Yepyeni imgelerle başlamak lazım yeni hayata bileklerden arta kalan karlardan sonra , ömrün tüm siyahiliğini temizleyen karlar. Hayatımdaki ucuz müsvedde can parçacıkları her gün aynı işlevi görüyorlar. Hayat artık iki kelimeden ibaret Umutumsu ve Bulutumsu…’’ –ebru y.-


Hayat kimi zaman yağmura karşı yürüyerek çığlık çığlığa söylediğimiz şarkılardan ibaretti belki de.. Kimi zaman da soğuktan üşüyen ellerimizi başarmanın verdiği emsalsiz his ile birleştirmek yeniden güçlenmekti… Sınavlara çalışırken soruları yakalayabilmek nokta atışı yapabilmekti, belki de sınavı beklerken koridorda bildiğin tüm bilgileri paylaşmanın verdiği mutluluktu (:



Paylaştıkça çoğalıyorduk ruhumuz canlanıyorken içimizdeki tarifsiz düşünceleri kendimize özgü söylemlerimizle alt ediyorduk. Yağmura ve üşüyen her şeye inat sararmış yaprakların içinde bir kamelyada yer bulup kendimize bizi bizden alan her şeyi paylaşıyorduk doğa ile kendimiz ile..

Saçlardaki bir tutam mavinin anlamı hafife alınamayacak kadar kendine özgüdür. Bir tutam renk çemberidir görünenin ötesindeki görünmeyen…


Miniciğim, masum duruşuyla beni bana getiren bulutumsum ismindeki renk cümbüşü gibi ‘ebru’lar yayılıyor duvarlara bu defa. Hüzün seni yeniden var etse de gülümsemektir bizi asıl var eden (: Bileğindeki kuş silüetleri yüreğinden yansıyor yüzüme  ve bizi ulaştıracaktır gitmek istediğimiz yerlere.





Finaller… Bitip tükenmeyen heyecanla bulduğumuz notları paylaşımlar, sınıfta yakaladığımız detaylar-ben bilicem , hayır bu defa kesin bu çıkıcak bak demiştim ama ben dimi hoca sınıfta bağıra bağıra söyledi hadi ama pffffffffffff-  tükettiğimiz fincan dolusu kahveler ve bitterler ve bizi yalnız bırakmayan soğuk hava ve sıra beklerken ki kahkahalarımız… İyi de var olabilmek umuduyla her daim… Umuda gülümseyerek biraz da bulutumsu (:


2 Ocak 2016 Cumartesi


Kitaplarım geldiiii :)

Uzun zamandır okumayı düşündüğüm değerli blogger Makbule Abalı 'nın kitabının elimde olması ayrı bir mutluluk. Yazdıkları ile beni birçok konuda aydınlatması en önemlisi de huzur veriyor olması seçtiği görseller ve dizeler ile..… Çok teşekkür ederim varlığınız için.. Bir gün görüşebileceğimizi umut ediyorum kitabınızda altını çizdiğim yerleri değerlendirebilmek ayrı bir zevk olacak benim için buna inanıyorum J
Diğer kitap değerli blogger  Mert Ofluoğlu 'nun blogunu takip ederken eğlenceli kareler ile ah ben de oralarda olmalıyım dedirten paylaşımları var Mert’ in. Kitabın günlerimi  renklendirecek buna inanıyorum J


.

Ad

E-posta *

Mesaj *