9 Ekim 2014 Perşembe

Arthur Rimbaud



Cehennemde Bir Mevsim

‘’Aldanmıyorsun , bir zamanlar hayatım, önüne bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların döküklüğü bir şölendi.

Bir akşamdı dizime oturttum Güzelliği-Terslik edecek oldu-İler tutar yerini bırakmadım ben de.

Bayrak açtım adalete karşı.

Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.

Azmettim, söndürdüm içimde insan ümidi adına ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.

Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara, boğsunlar istedim, kan içinde , kum için de beni. Tanrı bildim musibeti. Gırtlağıma kadara battım çamurlara. Cürmün ayazında kurundum. Hop oturup hop kaldırdım çılgınlığı.

Bana baharın getirdiği bir iğrenç budala kahkahasıydı.

Derken az önce işte, birde baktım ki kıkırdamak üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.

Hayr’ mış meğer o anahtarın adı- Anlaşıldı ben bir düşteymişim.

‘’ Sen canavar kalacaksın..’’ falan filan.. atıp tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan. ‘’ Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle bağışlanmaz günahın.’’

Ah, canım yettı arttı- Kuzum şeytan, nolur daha bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda kalmış alçaklıklar varadursun, sen ki yazarda tasvir, öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.’’

-çeviri: Can Yücel s. 58-

‘’ On iki yaşında, beni kilitledikleri bu tavan arasında tanıdım dünyayı, insanlık komedyasını resimledim. Bir kilerde öğrendim tarihi. Bir Kuzey kentinin gece eğlencelerinde , eski ressamların bütün kadınlarına rastladım. Paris’ te , eski bir dar sokakta bana bütün geçmiş çağların bilimlerini öğrettiler. Doğu’yla dopdolu güzelim bir evde, yüce yapıtımı tamamlayıp ulu emekliliğimi geçirdim. Kanımı karıştırdım durdum. Ödevim geri verildi bana. Bunu hiç düşünmemeli artık. Öbür dünyalı biriyim ben aslında, görevlendirildiğim bir iş yok.’’

-  çeviri: İlhan Berk s. 65-



 DUYUM
( Sensation)

Mavi yaz akşamları patikalarda, dalgın
Gideceğim sürtüne sürtüne buğdaylara.
Ayaklarımda ıslaklığı küçük otların
Yıkasın, bırakacağım başımı rüzgara.

Ne  bir şey söyleyeceğim, ne bir laf edeceğim;
Ama sonsuz bir sevgi dolduracak içimi;
Göçebeler gibi uzaklara gideceğim;
Mes’ut sanki yanımda bir kadın varmış gibi.

-          çeviri: Orhan Veli Kanık s. 29-




Arthur Rımbaud – Ofelya adlı kitabından….

6 yorum:

  1. hayal etmek bazen yetebilir sanki,
    yanımdasın demek.. ve bu inan daha az yorucu..

    çok severim rimbaud'u ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yanımdasın demek...

      ben de severim mavim...

      Sil
  2. Elsa sayende ne çok klasik değeri okuyorum.. :)) ya da ne kadar az okuduğumu fark ediyorum... doğru cümleleri seçme yeteneğini asla kaybetme olur mu... :)))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Serkan :))

      Sil
  3. ah be köle tüççarı rimbaud bu dizeleri sahi sen mi yazmıştın,ah o sarhoş geminin tayfaları yok mu ah onlarrrr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sonra kangren zamanları olmuştu bir de geride bıraktığı mektuplar
      sonrasında ne olursa olsun bir insan kangren de olsa bir organına kıymamalı diyen de oydu..

      Sil

.

Ad

E-posta *

Mesaj *