.

.

21 Ekim 2014 Salı

Hikayem Paramparça -Emrah Serbes



‘’ Elinden bir şey gelmemenin acısını iniş takımları olmayan melekler bilir. Bir arabanın farlarına kilitlenip kalmış sincaplar bilir. Suyun dibine ağır ağır çöken taşlar bilir. Matkapla göğsünün ortasına açılmış bir pencere düşün. Perdeyi aralayıp kendi yarandan bakıyorsun dünyaya. Eskisi gibi acımıyor ve de asıl bu acıtıyor.’’ –s.20-

‘’ Oysa kanamak da bir gülüştür yeryüzünde.’’ –s. 72-

‘’ Ölülerin üstüne basarak yürümekten yorulmuşsan bir balık olduğunu da düşünebilirsin.’’ – s. 113-

‘’ Eskiden beni duygulandıran şeyler şimdi sinirlendiriyor.’’ –s. 82-

‘’ Çünkü hepimiz, acısını unutmak için ya da unuttuğu için , kendimizi bir şeylere adamışız.’’ – s.83-

‘’ Erkek dünyasının tam kalbinden bir tavsiye; bu tarz dostane veda konuşmalarını becerebilen adamlardan uzak dur lütfen. Onlar gece uyanıp seni kıtır kıtır kesebilecek kadar kendine güveni yerinde adamlardır. Onlar en düşmanca hislerini bile dostane biçimde ifade edebilen gerçek erkeklerdir, kadınlardan korkmazlar. Onlar ergen değildir. Her neyse. Ve sen kendini bok gibi hissedeceksin. Haklı olarak. Ve üzüleceksin. Ve sen üzüldüğün için ben de üzüleceğim. Ama bunu çaktırmayacağım. Ve sen, benim taş kalpli vicdansız olduğumu düşüneceksin.
…..
Sonuçta bir gün, o kahveyi barış içinde içeceğiz, havadan sudan konuşacağız, herkesin herkessiz yapabileceğini bildiğimizden ( Tezer Özlü ne güzel kadın ) kendimizle, o ana kadar ki bütün aptallıklarımızla dalga geçebileceğiz ve en sonunda ‘ne güzel böyle bunu her zaman yapalım’ diyeceğiz. Masaya gelen, donmuş sümüğü üst dudağına yapışık çocuktan selpak ve bu işi sadece hayır için yaptığını iddia eden adamdan tükenmez kalem alacağız. Selpak mı kalem mi? Diye soracağım. Tabiî ki de sen kalemi seçeceksin. Sonra aramızdaki sessiz anlaşmaya uyarak, bir daha bu kahve faslını hiç tekrarlamayacağımızı bilerek, ayrı yönlere gideceğiz.’’ –s.93-94-

‘’ Senin varlığın, bana yapılmış enteresan bir şaka sanki. Aslında ben hala bu şakaya nasıl karşılık vermem gerektiğini arıyorum.’’ –s.58-

‘’İskenderiye Kütüphanesi yakılmasaydı , bugün üniversite eğitimi on yıl olurdu.’’ – s.56-

‘ Hocam sınav nereden nereye kadar?’
‘ 1915’ten Hrant’ ın vurulduğu yere kadar.’ –s. 38-




3 yorum:

  1. Babamın öldüğü gün birine aşık olmuştum. Bazen olur öyle? Her şey üst üste gelir. - karanlıkta nüfus sayımı.
    Yeni basımın kapağı garip geldi ilk gördüğümde. Diğerinde Emrah Serbes'in kendisi de vardı çünkü. Bana daha hoş geliyordu o. İçindekiler bambaşka ama. Galip İşhanı gibi.
    Normalde kitaplara yorum yazmam ama bunu görünce dayanamadım. Paylaştığın güzel olmuş. Emeğine sağlık.

    YanıtlaSil
  2. İlk fırsat da bu kitapla gözlerimi buluşturacağım ;) Etkili alıntılar vermişsin. Teşekkürler...

    YanıtlaSil

.

Ad

E-posta *

Mesaj *