.

.

10 Mayıs 2014 Cumartesi

julia 1..





Julia, gözlerindeki esmer hüznü bırak artık!

Yüreğindeki serzenişlere akıl sır erdiremem ben.
Kapıyı kapatıp otur yanı başıma, yalnız hüznünü getirme.
Bırak loş ışıklı odalarda kalsın.

Duvardaki resmi sana her defasında ilk kez söylüyormuş gibi heyecanla anlatan yüzü göm artık gittiği karanlığa. Varsın kendi karanlığında boğulsun. İnce kelimeler gelir gözlerinde otururdu. Ardına bakmadan kapattığın kapılara dönme bir daha. Yıllar öncesinden gönderilmiş mektubu sana heyecanla gösteren yüzü unut, unut!
 Dilin uyuşmuştu yüksek sesle okurken o sayfaları. İçinde biraz kıskançlık biraz da şaşkınlık … Ne desen olmazdı. Yüzünde hafif bir tebessüm belirmişti hatırladın mı? Düşünmüştün nasıl bir duygudur ki böyle içten yazılabilirmiş diye. Heyecanla, kalan diğer sayfaları bir dahaki görüşmede okutacağını söylüyordu oysa.  Unutmaya çalıştın, bir rüyadan ibaret yalanına soyundun. En iyisi buydu işte.

Ah Julia!


Üst kattaki komşuların bağrışmalarında dahi  ürperirdi bedenin. Parmaklarınla hayali resimler çizerdin. Umursamazlığın, kabuklanmaya başlamış derinde izler taşıyordu yine de. Ben görebiliyorum bak işte kandırma artık kendini. Duygusal içlenmelerini geride bırakalı çok oldu. Kendinle baş başa kalabilmeyi öğrendin. Biraz da söz geçirebilseydin eğer ağudan kabarmış yüreğine .

2 yorum:

.

Ad

E-posta *

Mesaj *