.

.

13 Ağustos 2015 Perşembe

Şükrü Erbaş - İnsanın Acısını İnsan Alır


‘ sadece küçücük bir gül benim özlediğim.’ -  ritsos –

‘ ah şu kayıtsızlığın gücü! budur taşlara milyonlarca yıl değişmeden dayanabilme olanağı veren.’  - Pavese  -

‘ ellerini yüreğine bastırarak baktı herkes bu ışıksız, kısık sese.. güzel mi, acı mı bilemiyorum, dedi, ne kadar kötü olursa olsun herkesin geçmişi, cenneti oluyor bir süre sonra. -s.25-

‘ Yalnızlığa Güzelleme -  Orada yalan söyleyen kimseyi bulamazsınız Ömür Hanım. Orada  sizin güzelliğinizden geçmemiş hiçbir şeyin yeri yoktur. Orada zaman yalnızca sizsinizdir ve binlerce hayatı içine alacak kadar geniş, dingin ve sevecensinizdir.. Uzaklık yoktur. Zorunluluk yoktur. Alınır satılırın dışında her şey. ‘’ bir kulak çınlaması, bir kirpik kırılması, zamanın ve mekanın dışına çıkarır sizi. Birini gerçekten özlemişseniz ancak o zaman yüreğiniz etinize batar. Hiçbir şey eskimez yalnızlığın ülkesinde Ömür Hanım. Bencil gibi görünen bir serdengeçtidir yalnızlık; gider kalabalıkta yıkanır, gelir kalabalıktan yıkanır.
Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir Ömür Hanım.. İki kanadı vardır, istekten ve korkudan çarpar durur bir ömür içimizde..’-s.49-

‘ sesimiz öteki seslerle menevişlenir. Çoğalırız. Geldiğimiz yol silinmiştir hayal ülkemiz parmaklarımızın ucundadır. Nereye gidersek gidelim, döneceğimiz yer burasıdır artık. İyi ki varız, deriz, iyi ki varlar.’-s.55-

‘ saçının her telinde bir sorunun ağırlığı, bir umutsuzluğu ‘güzel bir durumu kıyısına’ çekiyormuş gibi zorlanarak ve acıyla, odanın iç geçiren alacakaranlığına döndü yüzünü.
..sesinde akşamın turuncu dalgınlığı, kirpiklerini kentin kararan kalbine gömmüş, kimsenin erişemeyeceği bir uzaklığa çekmek ister gibi, balkonun boşluğa uzanan avucunda yudum yudum siliniyordu.’-s.75-

‘ ayrılık ne biliyor musun?  Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar ne yıldız kayması gecede, ne güz , ne ceplerde tren tarifesi , ne de turna katarı gökte.. insanın içini dökmekten vazgeçmesidir ayrılık… ipi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine..
… ne yapacağımı sanıyorsun ki, tenin tenime bu kadar sinmişken ; ömrüm azala azala akarken önümde; gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken. Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın boşluğu yonta yonta binlerce heykelini yapacağım.’-s.110-11-


‘Yüreğindeki ‘ süveyda’ya sahip çık. Ütopyanı ellerinle kur ve koru. Geleceğin olmayacak yoksa.’-s.139

4 yorum:

  1. hem başlığa hem de şu cümleye bayıldım,özümsedim."insanın içini dökmekten vazgeçmesidir ayrılık…"

    YanıtlaSil
  2. Sus kimseler duymasın
    Duymasın ölürüm lo

    YanıtlaSil
  3. ™Yalnızlık bizim içeriye ve dışarıya ışık veren biricik penceremizdir. İki kanadı vardır, bir ömür boyu çarpar durur içimizde."
    Ne güzel dile getirilmiş.

    YanıtlaSil
  4. ne güzel bir yüreği var onun..

    YanıtlaSil

.

Ad

E-posta *

Mesaj *